25 Ekim 2016 Salı

Energy Has Never Been This Environmentally-Friendly

Energy Has Never Been This Environmentally-Friendly

Yazının Türkçesi İçin BURAYI tıklayın

    I must confees, I am addicted to technology. As soon as I wake up, I am connected to my mobile and laptop and take my camera with me wherever I  go. Thanks to my social media accountsi the battery in my mobile dies very quickly. So I always have to keep an eye out for electrical outlets. Mobile power banks only satisfy the need for a short; then I still need to find an outlet. Thans to the technology that I am addicted to, there is now a solution called "ibexstore".

    Ibexstore sells solar products under the Voltaic brand. Voltaic is a travel clothing series fitted with solar panels, which includes bags. The backpacks come in different sizes and colors, while smaller hand and shoulder bags which also collect solar power can be used for various needsç Howeveri these products do not only work in summer. Even if it is not sunny outside, natural light during the day is sufficient to collect energy, enabling you to have enough power regardless of where you are, whether you are enjoying green fields or beaches. Avaiable at Ibexstore, these bags can charge many tools such as laptops, mobile phones, tablets, GoPro, etcç Panels can be removed easily, so you can use them in your other bags.
    By the way, the products are also completely environmentally-friendly. They do not only charge themselves through nature, but they also do not damage the environment. As an added bonus, they are manufactured from recyclable materials. Please visit www.ibexstore.com for further information. A good product for environmentally-friendly travelers to consider. Source; The Gate 09

24 Ekim 2016 Pazartesi

Yıkılmış Bir Ağacın Gövdesinden Yükselen 14 Ağaç...


"Yıkılmış bir ağaç. Tek kök, tek gövde ve tek gövde üzerinde 14 ağaç.
Yer: Ordu 

Fotoğraf: Güven İslamoğlu"


Yıkılmış Bir Ağacın Gövdesinden Yükselen 14 Ağaç

    Bu güzel fotoğraf çekildikten sonra, bu mucize ağacın koruma altına alınması istendi. Çünkü o yıkılmış ve köklerinden kurtulmuş kurumak üzere olan bir ağaçken, adeta doğanın organ nakli gerçekleşmiş, küllerinden yeniden doğarak gövdesinde 14 ağaca hayat vermişti.
    Yeşil Doğa programında da bu güzel ağaca yer verildi. Ordu valisi Güven Bey doğa konusunda ne denli hassas ve duyarlı olduğunu kanıtlayarak, hemen harekete geçtiğini ve bu ağacı koruma altına alarak tescillediklerini belirtti. Tabiki bu sadece yasal bir söz, dileriz ki bu ağaç ve diğer tüm ağaçlar kimseler tarafından kesilmez, yakılmaz yıllarca yaşar ve gelecek nesillere kılavuz olur... Çocuklarımıza doğa sevgisini küçük yaşlarından itibaren aşılayalım boşuna denmemiş "Ağaç Yaşken Eğilir" diye...


400 Yıllık Kermes Meşesi Acımadan, Umursanmadan Kesildi

    Herkesin doğaya karşı olması gerektiği gibi ama asla olamadığı duyarlılığı bu kampçı arkadaşımız göstermiş ancak malesef ülkemizde her zaman olduğu gibi doğaya karşı kimse duyarlı davranmıyor. Herkes suçu başkasında arıyor ve herkesin kendince bahaneleri var... Olan hep doğaya oluyor, doğa olmazsa nasıl varolur halbuki insanoğlu ve diğer tüm canlılar...

400 Yıllık Kermes Meşesi Acımadan, Umursanmadan Kesildi 

Ağaç motoru sesi ile irkilip koştuk yine sesin geldiği yere.
Bir gördük ki anıt ağaç niteliğindeki 400 yaş civarında ulu bir kermes meşesi yerde..

Kesilmesi için ulu meşeyi işaretleyen orman memurunu aradık.
-"Ben ne yapayım. Tapulu kesim için başvurmuş tapu sahibi. Orman şefim işaretleyin dedi işaretledik" dedi.

Orman şefini aradık.
-"Ben yeni geldim bu göreve. Benim zamanımda böyle bir işaretleme yaptırmadım. Ulu ağaçları işaretletmiyorum özellikle. Kesilmelerini engelliyorum" dedi.

Ağacı kesen tapu sahibi çifte sorduk neden diye.
-"Bizim de içimiz acıdı devrilirken. Ama zeytin ekeceğiz. Zeytin meşenin gölgesinde yetişmiyor. Yakacak odun da lazımdı bize" dediler.

Koruma Kurulu'nu, bakanlığı aradık. "Alakır Vadisi'nin 1. Dereceden Koruma Alanı kararı var Danıştay Mahkemesi tarafından kesinleşmiş. Neden hala mahkeme kararını uygulayarak korumuyorsunuz vadideki canlıları" diye sorduk.
-"Bürokratik işlemler devam ediyor" dediler bize.

Herkes iyi niyetli.
Herkesin kendince bir bahanesi var.
Olan yine bırakın Alakır'ı belki de Türkiye'nin en yaşlı kermes meşelerinden birine oldu.

Halbuki;
Görevli orman memuru şefine "Şefim bu ağacın çapı koruma altına alınması için gerekli olan 70cm'in de üzerinde. Bunu işaretlemeyelim" dese.
Orman şefi de; "Evet. Şimdi Antalya Tabiat Koruma Kurulu yetkililerini arıyorum. Hemen bir ekip gönderip tesbitini yapsınlar" dese.
Tapu sahibi de; "Bu ulu ağaç bize ata yadigarı mirastır. Bizden sonraki nesillerde de varolmalıdır. Varsın 3-5 zeytin fidanı az ekelim" dese.
Bakanlıkta; "Yargı kararı var. Vadiyi koruma altına alın" dese..

Çok bir şey değil.
Sadece bunlar dense.
Şu anda 400 yıllık ulu meşe ağacı yaşıyor olacaktı.
Ama yaşamıyor artık.
Dürüstçe, vicdanıyla, adaletle, hukukla iki kelime diyemediği için insanoğlu.
Ulu bir ağaç daha Alakır'da odun oldu.
Yandı bitti kül oldu.
Yine yazıklar oldu...

Not: Anıt ağaç kriterlerinde 'Kermes Meşe'leri için gövde çapı 70cm olup bu çaptaki bir kermes meşesinin tahmini yaşı 350dir. Kesilen meşenin çapı en dar yerinde 80cm olup tahmini yaşı en az 400dür.

23 Ekim 2016 Pazar

Yeniköy' de Lezzet Dolu Yelken Restaurant

    Bugün sizlerle özellikle İstanbul' da olanlar ya da İstanbul ziyaretinde hoş bir mekanda leziz bir menüyle huzur bulmak isteyenler için Yelken Restaurant' ı paylaşacağım.
Yelken Restaurant Yeniköy' de 2012 yılında kurulan şık bir ambiyansa sahip güzel bir mekan. Açık ve kapalı iki bölümden oluşan Restaurant ferah ve zevkli döşenmiş bir atmosfere sahip.

Yeniköy' de Lezzet Dolu Yelken Restaurant

Yelken konum olarak deniz kenarında yer almıyor ancak açık bölümünde tepeden görünen enfes deniz manzarası eşliğinde yemeğinizi yiyebiliyorsunuz.

Yelken Restaurant Menüsü

    Adından da anlaşılacağı üzere Yelken Restaurant Menüsü deniz ürünleri ağırlıklı olarak tasarlanmış. Soğuk başlangıçlar son derece lezzetli ve sunum olarak da yelken şeklinde tabakların kullanılması çok hoş bir detay. Mekanın çoğu noktasında ismini yansıtan yelken detayı gözünüze takılabilir.

    Bülent Ilgaz Yelken Restaurant' ın kurucusu ve mekanı anlatırken de "Adalı olduğumuz için denizle her zaman içiçeydik. Yıllardır yelken sporu ile uğraşıyorduk. Şimdi de işimizi bu isim üzerine oluşturduk. Marka vaatlerimiz ise istikrar; devamlılık, yenilik, hijyen ve huzur." şeklinde yorumluyor.
    Gerçekten de gittiğinizde karşınıza hijyenik, huzurlu, şık ve sakin bir mekan çıkacak. Yemeğe devam edersek soğuk başlangıçlardan sonra mezeler eşliğinde yemeğinizi sürdürüyorsunuz. Soğuk başlangıç çeşitlerinde; köpoğlu, acı ezme, kabak çiçeği dolması, cibes gibi lezzetler de mevcut. Bademli taze fasulye, portakallı karides gibi mekanın spesyali olan leziz ve marjinal mezeleri de mutlaka deneyin.

    Sıcak başlangıçlar arasında; kadayıfa sarılı karides ve deniz ürünleri mücver deneyebilirsiniz. Menünün ana yemekleri tamamen deniz ürünlerinden meydana geliyor balık mantısı, karidesli mantarlı pazı sarma gibi geleneksel yemekler, deniz ürünleriyle buluşturulmuş. Mavi yengeç Linguini, Paella, Karidesli safranlı risotto gibi Akdeniz Mutfağı lezzetleri yanı sıra Tuzda Balık, sütte balık ve buğulama gibi bilinen lezzetleri de deneyebiliyorsunuz. Dilerseniz Yelken Restaurant' ın özel reçetesi olan Tarhun Soslu Izgara Levrek size, balığın iyi ayarlanmış pişme süresi ile ağızda dağılan bir lezzet sunabilir.

    Yemeğin en güzel bölümlerinden biri olan tatlı faslına sıra geldiğinde Türk ve İtalyan karışımı bir tatlı finali sizleri bekliyor olacak. Pişmaniyeli Cheesecake ile bambaşka bir tatlı ziyafeti çekebilirsiniz.
    Yelken Restaurant gününüze huzur ve lezzet katacak, gerek menüsü gerekse atmosferi ile İstanbul' un mutlaka ziyaret edilmesi gereken mekanları arasında bulunuyor. Hele ki deniz ürünleri ve balık seviyorsanız bu mekan favoriniz olabilir...
Yelken Restaurant Web Sitesi
Adres; Köybaşı Cad. 109 Yeniköy/İstanbul

19 Ekim 2016 Çarşamba

Peru' nun Güneybatısındaki Huacachina Masallardaki Köy


     Ica Region Peru' nun güneybatısında yer alan bir bölge ve sadece 115 kişinin yaşadığı Huacachina' ya kuş bakışı baktığınızda onun masallarda anlatılan köylere benzediğini görebilirsiniz.

Peru' nun Güneybatısındaki Huacachina Masallardaki Köy

    Görenlerin içinde keşke burada yaşasam hissi uyandıran sevimli köy Huacachina; etrafında devasa kum tepeleri bulunan bir çölün ortasında masalsı bir vahada karşısına çıkıyor insanın ve görenlerde şaşkınlık uyandırıyor. 
    İki katlı şık beyaz evleri ve etraflarını çeviren egzotik palmiyeleri ile ziyaretçilerine görsel şölen sunabilen şirin köyün, gece manzarası da bir o kadar büyüleyici.

Turistlerin Gözdesi Huacachina

    Geceleri çölün ortasında pahalı bir mücevher gibi ışıldayan Huacachina; 1940 ve 1950 yılları arasında da gerçekten zengin iş adamlarının Peru' dan kaçıp huzur buldukları bir köy konumundaydı. 1990 yılından itibaren dünyaya ismini duyurmuş olan köy günümüzde artık turistlerin gözdesi haline gelmiş durumda.
    Ayrıca bu güzel köy çölün ortasında olmasına rağmen şehrin merkezine de oldukça yakın bu durumda popülerliğinin artmasında büyük rol oynuyor. Çöl hemen hemen dünyanın en kurak bölgelerinden biri olarak bilinse de zaten turistlerin ilgisini çeken de bu durum; dünyanın en kurak bölgesinde böylesine güzel bir vahanın olması fikri... Huacachina' ya gelen turistler, rehberlerle birlikte gündüzleri göl kenarında gezintiler yapabiliyorlar, geceleri de ışıltılı manzaranın keyfine doyuyorlar. Aktivite olarak da en çok tercih edilen şey kum kayağı, safari gibi eğlenceli aktiviteler.
Peru hakkında daha fazla yazımı okumak isterseniz BURAYA göz atıverin :)

13 Ekim 2016 Perşembe

Kalkan Gezilecek Yerler ve Konaklama Fikirleri


Kalkan Gezilecek Yerler ve Konaklama Fikirleri eşine az rastlanır bir doğa sizi karşılıyor Kalkan' da. Koyları, denizi ve dağları büyüleyici güzelliğe sahip.

Kalkan Gezilecek Yerler ve Konaklama Fikirleri

Kalkan' ın eski ismi "Kalamaki" dir ve bir zamanlar Rumların çok yoğun olarak bulunduğu bir bölgedir. Arnavut kaldırımlı taştan dar sokakları, Akdeniz' in simgesi olan pembe begonviller donanmış evlerde hala Rumların izlerini hissetmek mümkün. Karşısında bulunan Meis Adası ile ticarette bulunan bir liman şehriymiş. Merdiveni andıran konumu sayesinde, her otel ve villa enfes bir deniz manzarasına sahip.
Ufak sevimli restoranlarında keyifle yemek yiyebilir, limanında gezebilir ve geceleri canlı çarşısında, renkli barlarında takılabilirsiniz. Çarşıdan deri takı, gümüş, cam ve boncuk gibi hediyelik eşyalar, süs eşyaları alabilirsiniz. Antalya sınırlarında yer alan Kalkan' a otobüsle direk ulaşabilir ya da uçakla Antalya Havalimanı' ından gelebilirsiniz. Ancak mesafe olarak havalimanı ile arası 237 kilometre olduğu için 3 saat sürecek bir yolculuğa hazır olun.

Kaputaş Plajı Efsane Plaj

Kaputaş Plajı' nın Türkiye' de eşi benzeri bulunmuyor. Uçurumların arasında kalmış, gökyüzüne uzanan muhteşem bir güzellik. Plaja inmek için bolca basamak ineceksiniz ama sonuç olarak buna değecek. Tertemiz denizin rengi ise daha önce görmediğiniz türden; açık mavi-turkuaz tonlarında. Fakat deniz diğerlerine göre daha çabuk derinleşiyor dikkat edilmeli. Kaputaş Plajı, Kalkan' a 6 kilometre uzaklıkta kalıyor, kendi aracınız ya da dolmuşlarla rahatlıkla gidebilirsiniz.

Kaputaş Plajı' nda Kamp Yapmak

Kaputaş Plajı' nda mevsimine göre çadır kurarak gece konaklayabilirsiniz. Fakat sezon zamanı buna pek izin verilmiyor. Eğer kampçıysanız rotanıza devam ederken mutlaka bir gece bu plajda konaklayıp, gece yıldızları izleyerek büyüleyici bir atmosferde kamp yapma fırsatı bulabilirsiniz. Çadırınızı gece geç kurup, sabah erkenden toplayarak pek dikkat çekmemeye çalışın.
Bir diğer güzel plaj ise Patara Plajı, kumu aynı çöl kumları gibi incecik olan uçsuz bucaksız gibi duran güzel bir sahil. uzunluğu tam 18 km olan plajın büfe ve duşu bulunuyor.

Kalkan Tekne Turları

Kalkan' ın birbirinden güzel turkuaz koylarını gezebileceğiniz turların fiyatı 50 lira. Tur paketlerine göre öğle yemeği ve çamur banyosu dahil olabiliyor. Bu tur için iyi teknelerden biri Sea Bella. Dilerseniz bir diğer gezi alternatifi olarak araçla Kaş' a gidebilir ve burada Kekova Turu' na katılabilirsiniz. Kişi başı 75 lira civarında olan tura öğle yemeği dahil. Bu gezide antik batık kentin kalıntılarını, Simena (Kaleköy) adasını, tarihi dar sokaklarını keşfedebilirsiniz. Kilim dokuyan köylüleri izleyin, güler yüzlü bu insanlarla sohbet edin ve en yukarı bulunan kaleye çıkıp gezin.

Kalkan Otel Fiyatları

Nur Otel; Limana uzaklığı 400 metre olan otel denize 10 dakika uzaklıkta kalıyor. Tümü balkonlu olan odalarında klima, internet ve tv var. Minik bir barı olan havuzlu otelde farklı tur aktivitelerine katılmak mümkün. Konaklama kahvaltı dahil kişi başı 70 lira.

Kelebek Otel; Otel limana hakim konumda ve denize 10 dakikalık uzaklıkta. Odaların bazılarında deniz manzarası bulunuyor. Kahvaltınızı çatı katında denize nazır şekilde edebilirsiniz. Apart stilinde odaları da olan havuzlu otelde kişi başı kahvaltı dahil konaklama 65 lira.

Kırlangıç Apartments; Bu apart otel Kalkan manzarasına tepeden hakim konumda. Geniş balkonlarıi mangal alanı, havuzu ve kamelyası bulunuyor. Dört kişi konakladığında 35 lira. Kurban Bayramı' nda en az bir haftalık olarak kalabilirsiniz ve kişi başı günlük kahvaltısız olarak 45-50 lira oluyor.

Neruda Otel; Otel aile işletmesiolarak şık, sade ve temiz. Çarşıya 200 metre uzaklıkta bulunan otelden plaja yürüyerek 10 dakikada ulaşılabilir. Bazı odalar şirin ahşap balkonlara sahip. apart daireleri de bulunan otelde 4 kişi kalındığı taktirde kişi başı kahvaltı dahil 65 lira, tek kişi 55 lira.

6 Eylül 2016 Salı

Bursa Nilüfer Müzik Festivali 2016 _Festival Notları_

Bursa Nilüfer Müzik Festivali 2016 _Festival Notları_

    Herkese merhaba arkadaşlar Nilüfer Müzik Festivali' ni de arkamızda bıraktık. Eğlenceli bir hafta sonunun ardından neler yaşandı, nasıl geçti, ne gibi eksiklikler vardı bunları paylaşmak istiyorum.

Nilüfer Müzik Festivali

    Bursa' nın Nilüfer İlçesi' nde Balat Atatürk Ormanı' nda gerçekleştirilen festivalin bu yıl ikincisi düzenlendi. Ama aslında Müzik Festivali olma yoluna bu yıl girmiş gibiydi. Çünkü geçen yıl ilk olarak yapıldığından çok fazla eksiklik yaşanan organizasyonda biletler 5 liraydı, ortam karma karışıktı, alkol yasaktı vs. Fakat bu yıl biraz daha olgunlaşmış bir organizasyonla karşımıza çıkan festival seneye büyük ihtimalle çok daha iyi olacaktır.
    3-4-5 Eylül 2016 tarihlerinde düzenlenen festivale girişler cuma olurken kamplı kombin alanlar pazartesi öğlen 12 ye dek kalabildiler. Düzenli saatlerdeki shuttle servisler sayesinde festival alanına gelmek sorun olmadı. İlk gün upuzun bir kuyruk açılmayan festival kapıları ve sıcak hava biraz sorun gibi görünse de ee festivalin de olayı sürekli bir takım sıralara girip beklemek zaten (wc kuyruğu, duş kuyruğu v.b.). Sonuç olarak sıranın azalmasını bekleyip akşamüstü alana girdik, kapı görevlileri de biraz yorulmuş olacak ki çantalarımızı fazla aramadılar bile. Halbuki ilk giriş yapanların çantaları didik didik arandı ve pek çok şeye el konuldu. Zaten festivale getirilmemesi gerekenleri net şekilde açıklansa da bu olaylar olacağı da kesindi. Muhtemelen uyku tulumları, çadır çantaları arasına sıkıştırılıp içki falan sokan olmuştur, çadır bölgesinde içen içiyordu, tabi sürekli gezen güvenlik gördüğü gibi el koyup, çadır araması yaptı bilesiniz.

Nilüfer Müzik Festivali Konser Notları

    Konserler de gündüz en keyif aldıklarım Flört, Can Gox, Pinhani ve bazı yabancı alt grup performansları da fena değildi. Gece konserlerinde BabaZula Ft. Seyyal Taner sahnede çok kalamasalar da (çünkü Duman çıkacaktı) 80'lere uzanan güzel şarkılar seslendirdiler. Ceylan Ertem umduğum gibi olmadı; yeni albüm tanıtımı yapar gibi gelmiş 4-5 şarkı söyleyip eski coverlarından 1-2 tane patlatıp gitti. Herkes daha fazla eski şarkısını dinlemek istiyordu. Ama humanist ve sempatik kişiliği sahneden inip seyircilere daha yakın olması ayrı güzel yanıydı.

    
    Duman konseri çok kişi topladı fakat ilk günde çıkan Kaan Tangöze' den sonra ikinci gün çıkan Duman performansını da ben açıkçası beğenmedim. Kaan' ın konser performanslarını bilen bilir ne söylediği pek anlaşılmaz, aşırı kafası güzel çıkar sahneye falan o yüzden tam benlik olmasa da seven seviyor. Ama en son çıkan grup olan Athena çok daha iyi coşturdu diyebilirim. Hatta öyle ki süresinden fazlaca sahnede kaldı, son şarkı deyip yarım saat daha çaldı. Sonra da Gökhan "Hadi artık yorulmadınız mı gidin yatın dedi" :) Sempatik ve sevimli kişiliği ve güzel bir müzik performansı ile konserler tamamlandı.

Nilüfer Müzik Festivali Alkol Sorunu

    Geçen yıl ilk düzenlenen konserde alkol satılmaması, konser alanına alkol sokmanın yasak olması, gençleri yakınlardaki marketleri yağlamayıp, etraftaki çimenlerde içmeye yöneltmişti. Bu sefer festival alanında alkol satılıyor ancak dışarıdan sokmak yine yasaktı. Festival alanının da her yerinde değil sadece belirli bir bölümünde alkol satımı vardı (üçüncü sahnenin bulunduğu yerde) orada da gece konserler bitince 2 ye kadar disco müzikleri falan çalındı. Bira fiyatları 10 liradan satıldı. Birinci sahneye bakan çimenlik alanda oturup alkol alınıp, müzik dinleme olanağı sunulması bu yılın artısı diyebiliriz. Güvenlik kapılarda sürekli bileklik kontrolü yapıyor, 18 yaş altı alkollü bölüme giremiyordu.

Nilüfer Müzik Festivali Kamp Alanı

    Kamp alanında istediğiniz her yere kamp atamıyorsunuz, görevliler sürekli boş yer bulun çadırı kurun diye sıkıştırıyor. Çadır alanına haddinden fazla çadır sığdırılınca, mini bir çadır kent görünümüne büründü. Çadırı paralel olarak en yukarı tellerin yanına kurmak iyi oluyor da bayır olmasından dolayı aşağıya inip çıkmak biraz sıkıntı. Ayrıca çoğu ağacı yer açılsın diye kesmişler ve zeminin çok düzgün olmaması yüzünden çadırımızın tabanı 3-4 yerinden delindi. Ayrıca kampın diğer tarafındaki bizim geçemediğimiz sık ormanlıktan 1,5 metre uzunluğunda bir yılan bazı kamp çadırlarına salça olmuş, fakat kimse zarar görmeden (yılan da dahil) görevliler tarafından alınarak ormana geri bırakılmış. Sabah saatlerine karşı çadırdayken benim kulağıma bir kaç kurbağa sesi gelmişti ama kendileriyle hiç karşılaşmadım.
    Festival kampının bir diğer bombası da bir gece herkes yatmışken çadırını bulamayıp "Yeşil Çadır" diye bağıran kişi :) Kime sorsanız hatırlar en son bulduğunda da "sonunda buldum yeşil çadırı" diye bağırdı da herkes alkışa tuttu zavallıyı :D
    Kamp alanı çıkışında bina tuvaletler var, sabah 9' dan sonra özellikle kızlar tuvaletinde fena sıra oldu :) Ama bunun dışında plastik kabin tuvaletler getirilmiş ve aynı bina tuvaletlerden festival alanının aşağı kısmında ve yukarı alkollü kısmında birer tane daha bulunuyordu ve sabah daha tenha oluyordu.
    Telefon şarjları için standlar vardı, bırakıp tüm gün boyunca 5 lira karşılığında şarjı kullanabiliyordunuz. (Adamlar fena para kazandı :) Bir dahaki festivale powerbank götürmek sanırım daha mantıklı olacak, çünkü bazen şarj kuyruğu da fazlasıyla çok olabiliyor.

Nilüfer Müzik Festivali Yemek Standları

    Nilüfer Kadın Dayanışma Derneği gibi derneklerin kadınlarının yapıp getirdiği hamur işi tarzı gözleme (5 lira), sigara böreği (iki tane 1 lira), hamur kızartması (tane 1 lira), kısır (ufak tabağı 3 lira) ve pek çok tatlı yiyecekler dışında, köfte ekmek (10 lira), çiğ köfte dürüm (5 lira) gibi ürünler daha pahalı olan pizza, hot dog standları da mevcuttu. Festivalin sponsorlarından Uludağ Gazoz buz gibi beleş gazoz dağıttı ve diğer sponsor Arçelik de Türk Kahvesi ikram ediyordu. Festival alanında ara ara çoklu çeşmeler var buralardan su içebilirsiniz. Çünkü standlarda sadece damla su vardı ve 1 liraydı, bildiğiniz gibi Bursa' da çeşmeden su içilebiliyor ve Damla sudan bence daha iyidir.
    Festivalde kamp+festival ilk 40 liraya sonralarda 50 ye son gün 80 liraya satıldı. Normal kampsız kombin ilk 20 lira, sonra 30 lira, son gün ise 50 liraya satıldı. Kamplı kalanlar festival alanına her giriş çıkış yaptığında yine didik didik arandı, hatta cüzdanların içine dek bakıldı, o bayağı sıkıydı bazılarına göre iyi bazıları için kötü bu kadar sıkı olması, ben çekimserim :)


Nilüfer Müzik Festivali Etkinlikleri

    Festivalin konsepti Alice Harikalar Diyarı üzerine kurulu olduğundan, pek çok sevimli etkinlikler yapıldı. Şapka atölyesinde herkes kendi tarzında şapkalar yaptı, ahşap atölyesinde de güzel çalışmalar yapıldı. Bunun dışında zıplama ve tırmanma alanları vardı. Escapist oyunu özellikle arkadaş grubu ile gelip kafeslerden kaçmaya yönelik keyifli bir oyundu. Sabah saatlerinde de bir takım toplu oyunlar oynandı ama katılma şansım pek olmadı :) Kitapseverler için ücretsiz kütüphane bulunuyordu. Çok fazla kitap çeşidi olmasa da hoştu. Genel olarak çalışanlar çok ilgili ve güler yüzlüydü, tuvaletler sürekli temizlense de tabi bu kadar kalabalıkta hoşnutsuzluklar yaşandı. Çöpler görevliler tarafından sürekli toplandı ve revirdeki görevliler çok ilgiliydi.

Nilüfer Müzik Fest

    Genel olarak toparlamak gerekirse ikinci bir organizasyon olarak eksikler olmasına rağmen yine de eğlenceliydi, ben sevdim; şehir dışından da çok gelenler oldu özellikle Zeytinli Müzik Festivali' nden gelen çok vardı. Pek çok renkli karakterle aynı ortamda bulunup müzik dinlemek keyifliydi, bana bir kez daha müziğin dilinin evrensel olduğunu hatırlattı...


Bursa Nilüfer Müzik Festivali 2016 Festivalden İnciler Videom Hazır Aşağıdan İzleyebilirsiniz :)