Bence İtalya' yı ne kadar anlatsak yetmez, şehirleri, sokakları, mimarisiyle ve hoş Akdeniz iklimiyle tam yaşanası geliyor insana. Bir çok insanın ziyaret ettiği Juliet in Evinin bulunduğu ve muhteşem bir tarihi olan şehir Verona.
İtalya nın kuzeydoğusunda kalan Veneto bölgesinde bu güzel Verona ili. Kültürü, tarih, ve mimarisi ile herkesin gidip görmesi gerektiği ve son derece de romantik mi romantik bir yer. Yıl içinde, bir kaç önemli uluslararası fuarı ağırlıyor Verona ayrıca bir de Romalılardan kalma muhteşem Antik Tiyatrosunda opera ve tiyatro oyunları düzenleniyor. Burayı her yıl 50 binden fazla kişi ziyaret ediyor ayrıca dünyaca ünlü çoğu şarkıcı ve müzisyenlerin coşkulu konserleri burada düzenleniyor. Her halde orada oyun izlemek ya da müzik dinlemenin keyfi bambaşkadır. Bu kadar eski bir tarihe tanıklık etmiş şehir elbette Unesco Dünya Mirasları Listesinde yer alıyor.
Verona' ya geldiğinizde sanki zaman tünelinin ortaçağ ucundan çıkıp buraya gelmiş gibi hissedeceksiniz. Şehir öylesine el değmemiş duruyor ki. 1117 deki büyük depremde Roma Dönemi binalarının çoğunun yıkılması, Veronalıları tarihi yad edip binaları tekrar asıllarına uygun inşaa ederek kültürlerini korumaktan alı koyamamış.
Ve tabiki en önemlisi Shakspeare in oyunlarına konu olmuş iki gencin; Romeo ve Juliet in aşklarının doğduğu şehir Verona aşkların bir başka yaşandığının somut kanıtı belki de... Juliet in evi burada bulunuyor. Taş kemerli dar sokaklardan geçerek bu evin muhteşem bahçesine ulaşıyorsunuz. Bahçede Juliet in bronz heykeli ve eve sonradan eklenen şirin balkonu görebilirsiniz. Ayrıca müzeye dönüştürülmüş evi gezmek isterseniz, 6-7 euro civarı bir ücretle 4 katlı bu evi gezebilirsiniz. Verona' da her yıl 16 Eylülde Juliet in doğum günü kutlanıyor. Yılın çoğu döneminde Juliet in evinin bulunduğu alanda çoğu kadınlardan oluşan, turist kalabalıklarına tanık olabilirsiniz. Bu kişiler hem ziyarete geliyor, hem de aralarında bulunan bazılarının unutamadıkları aşkları var. Bu kadınlar unutmadıkları aşklarına adanmış mektuplar yazarak, Juliet in avlusunun duvarlarına asıyorlar. Ve Juliet Klübü adında gönüllü bir organizasyon bu mektupları toplayarak, gönüllü sekreterler olarak hepsini cevaplandırmaya çalışıyor. Bu simgeleşmiş olay Juliet hiç yaşamamış olsa dahi Verona' yı aşk şehri kılıyor... Son olarak bu konuda eklemek isterim ki kitabını okuyamayıp, filmini izlememiş olanlar için, "Julietten Mektuplar" isimli kitap da bundan esinlenerek kaleme alınmış eğer filmini de izlerseniz, Verona' nın güzel sokaklarını da görmüş olursunuz.
Şimdi biraz da gezebileceğiniz diğer yerlerden bahsedeyim: Arco di Gavri, burası M.Ö. 1. yüzyılda inşaa edilmiş Zafer Takı, Zamanın Antik Roma Döneminde şehrin o zamanki ana caddesi üzerine yapılmış. ancak Napolyon un askerleri tarafından yıkılan Zafer Takı 1932 yılında tekrar inşaa edilmiş. Yine yapımı aynı dönemlere denk gelen, Roma Tiyatrosunu gezebilir ve tarihi sur kapısını görebilirsiniz. Roma Dönemine ait bir hristiyan kilisesi olan Santa Apostoli Kilisesi ni görebilirsiniz.
İçinde çok önemli ve değerli arkeolojik kazı ürünleri barındıran Doğa Tarihi Müzesi ni ve içinde güzel sanat eserleri ile heykelleri sergilenen tarihi kale olan Castelvecchio Müzesi ni mutlaka görün.
Burası tarih ve kültür açısından zengin bir şehir olduğu için gezinizi günü birlikte ayarlayıp, başka bir şehre geçebilirsiniz. Aksi taktirde canlı gece hayatı arayanlar için çok da uygun değil. Fakat konaklamak isteyenler de ana meydan olan Piazza Bra Meydanı çevresinde ya da buraya yakın konumda konaklama yerlerini tercih edebilirler.
Yiyecek, içecek konusunda aç kalmayacağınız kesin. Çünkü zaten İtalyan damak tadı bizlere çok uygun olduğundan dolayı, Bra meydanında bulunan restoranlarda yiyebileceğiniz gibi, Castelvecchio ya giderken sol tarafta kalan Trattorio lardan pizza, çörek ve birbirinden güzel hamur işini görüp, seçerek de alabilirsiniz.
Verona daki güneşli bir gününüzü böyle dolu dolu geçirmek bence harika olacaktır. Hem İtalya tatiline gelip, hemde böyle güzel bir yeri gezmeyi de aradan çıkartmak gerekir.
İtalya Vize Başvurusu ve Bilgi Almak için BURAYI tıklayın...
italya gezi rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
italya gezi rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ocak 2015 Perşembe
26 Ocak 2015 Pazartesi
İtalya' nın Aşıklar Şehri Venedik...
Bir çok çiftin gittiği ve hatta bazı çiftlerinde balayı için tercih ettikleri şehir Venedik. İtalya' nın Aşıklar Şehri Venedik olarak biliniyor ancak herkes balayı için kanallardan oluşan bir şehri tercih etmeyebilir.
Venedik bambaşka bir şehir, bildiğiniz alıştığınız trafik ve insan gürültüsünün ele geçirdiği o metropol şehirleri gibi değil. Sanki sadece turistleri, gezginleri kucaklıyor. 1987 yılında Unesco Dünya Mirası Listesine kabul edildiğinden beri, kanal ve lagünleri koruma altına alınmış. Mevsim değişikliklerine göre kanallarda su seviyeleri de değişiklik gösteriyor. Dünya üzerinde hiç bu kadar köprüyü bir arada görmemişsinizdir tam 400 köprü şehrin minik ada gibi ayrı duran 118 kısmını birbirine bağlıyor. Sonuçta Venedik i dört bir yanından böle 170 adet kanal bulunuyor. İlk izlenim olarak her sokak birbirine benziyor gibi gelecek ve keşif yapmak istediğinizde çok çabuk kaybolduğunuzu fark edeceksiniz. Ama yinede yan yana dizilmiş harika bir mimariye sahip bu hüzünlü evler, gelen turistlere kucak açmaya devam ediyor.
Yaşamak için muhtemelen çok ilginç bir yer, düşünsenize ev kapınızı açıyorsunuz ve suya doğru açılıyor. Kanallar sokak olarak sayılıyor. Ve şehrin meydanı kabul edilen yer ise Grand Kanal. fotoğraf çekinip özellikle ziyaret etmeniz gereken yer bu kanal ve burada bulunan Rialto Köprüsü. Burası hemen hemen her mevsim cıvıl cıvıl, turistlere hediyelik eşya satılıyor çeşitli cam işçilikleri, kukla bebekleri ve tabiki Venedik e gidipte almadan dönmeyeceğiniz ünlü Venedik Maskeleri.
Bir gondol turu ile gezi yapmak da seçenekleriniz arasında olmalı, zaten buraya geliyorsanız kesinlikle bir gondolla kanal gezisi yapacaksınız. Sokaklar, caddeler su kanalları olunca, haliyle otobüslerin, arabaların yerlerini vaporettolar, gondollar ve sürat motorları alıyor. Sürat motorları aynı zamanda polis arabası olarak da şehre hizmet veriyor.
Evlerin balkonları, pencereleri hep kanallara bakıyor, saksılarda rengarenk çiçekler görebilir ve bu şirin balkonları fotoğraflayabilirsiniz. Çamaşırlarını da astıkları bu balkonlara çok ağır çamaşırlarını asmamalılar, aksi taktirde mandallarından kurtulup düşen çamaşır kanala karışıp gideceğinden, ben olsam en sevdiğim giysileri içeride kuruturdum.
Dünya' nın her yerinde karşılaşabileceğiniz gibi burada da fazlasıyla Japon Turist göreceksiniz. Venedik günlük hemen hemen 150 bin civarı turist ağırlıyor, halkın geçim kaynağı turistler. Zaten halk arasında çok genç nesil görmek zor. Yaklaşık 72 bin civarı kişinin yaşadığı Venedik de en yoğun nüfus turistlere ait.
En ünlü meydanı San Marco Meydanı, labirentvari sokaklarında kaybolsanız dahi yollar sizi bir şekilde bu meydana çıkartıyor. Burada bulunan San Marco Katedralini ziyaret etmeyi unutmayın. Katedralin dışında bulunan eşsiz 4 adet bronz at heykeli zamanında daha bir çok eser gibi Ayasofya Müzesi nden çalınarak buraya getirilmiş. Katedralin içinde de diğer heykel ve eşya örneklerine rastlayabilirsiniz. Hepsi sanat harikası ve çok değerliler.
Eski evlerin köşelerine güvercinler konmasın diye çakılmış sıra sıra çivileri görürseniz şaşırmayın. Yapılardan uzak tutmaya çalışıyorlar, çünkü güvercin pisliği zamanla hasar verici boyutlara ulaşıyor. Bahsettiğim San Marco Meydanı dahi yılın bazı zamanlarında suların çok yükselmesi yüzünden sular altında kalabiliyormuş.
Özellikle Venedik Karnavalı zamanında giderseniz, gerçekten çok eğlenirsiniz. Ancak erken davranıp otelden yer ayırtmalı ve uçak bileti rezervasyonlarını yaptırmalısınız. Karnavalda renk renk, çeşit çeşit maske takmış insanlar göreceksiniz.
Venedik Gondollarının ayrı bir hikayesi var. Gondolların hepsi siyah renkte, Venedik' li ressamlarda gondolları çizerken hep siyahla başlarlarmış. 1300 lü yıllarda yaşanan kara veba zamanından önce gondolları renkli boyarlarmış. Ancak vebada kaybedilen kişilerin cesetleri kanallardan alınıp, gondollarla taşındığı için o zamanlardan beri yas anlamında renkleri siyah olmuş.
Geçmişinde imkansız, hüzünlü aşkların yaşandığı bir kent aynı zamanda Venedik. Kente Ponte Dei Sospiri ismindeki Hasret Köprüsü anlamına gelen yerde buluşan aşıklar gibi aynı zamanda zindanlara atılacak suçlularda şehre son bakışlarını bu köprüden geçerken yaparlarmış. Ünlü Dükler Sarayı nı da ziyaret edebilirsiniz.
Şehir dediğim gibi turistlerle geçindiği için fiyatlar genel olarak biraz yüksek. Yemek olarak balık tercih edebilirsiniz. Balayı için tercih edecek çiftler için belirtmeliyim ki oteli iyi seçmeliler. Fiyatları ucuz tutalım derken çok kötü bir pansiyonda kalıpta tatilinizi mahvetmeyin.
İtalya Vizesi Başvuru Şartları için BURAYI TIKLAYIN
21 Ocak 2015 Çarşamba
İtalya' nın Çiçekli Şehri; Floransa...
Her gezginin ve turistin görmesi gereken Çiçekler Şehri olarak bilinen Floransa, aslında Kleopatra ve Sezar arasındaki aşkın meyvesi. Öyle ki; Sezar' ın Kleopatra' ya duyduğu büyük aşk O nu her yıl Çiçekler Bayramı isminde bir şenlik düzenlemeye ve aşkını duyurmaya yöneltmiş. Roma İmparatoru Sezar, Floransa' dan askerleri ile geçtiği bir gün buranın ismine Florentia denmesini istemiş. O günden günümüze dek bir çok sanatçıya ilhan kaynağı olan İtalya' nın bu güzel şehri, Toskana' nın ufak tepeleri ile çevrili, şehri bölen Arno ırmağı ve muhteşem sokaklarıyla gerçekten görülmeye değer nitelikte.Rönesans adeta bu şehrin tam göbeğinde can bulmuş, mükemmel tarihi yapıları, müzeleri, meydanlardaki hayran kalacağınız sokak sanatçıları ve gezmeye doyamayacağınız sokakları ile sanatın ana vatanı Floransa. Kendinizi burada özgürleşmiş hissedeceksiniz, şehrin büyüsüne kapılıp meydanlarını, sokaklarını, akşama dek yorulmadan arşınlayacağınızı şehre ayak bastığınız an anlayacaksınız. Kentin devasa simgesi Duoma Katedrali yani nam-ı diğer Santa Maria Del Fiore. O kadar büyük ki önünde poz verip fotoğraf çektirmeye çalışacaksınız ancak makinelere sığdırmanız için belki bir balık gözü objektif kullanmanız gerekecek. Bu mükemmel tarihi yapıyı inşaa etmek 100 yıl sürmüş ve yapımında üç kuşağın insanları çalışmış, bugünlere kültür mirası olarak bırakmışlar. Binanın işçiliğini, mimarisini saatlerce inceleseniz bile az gelir. 1296 larda mimar Arnolfo di Cambio sayesinde yapımına başlanmış devasa bir yapı..
Hiç mi hiç sıkılmayacağınız rengarenk bir şehir Floransa, şehri ikiye bölen Arno nehri üzerinde tüm ziyaretçilerin uğradığı Ponte Vecchio köprüsünü mutlaka ziyaret edin. Bu köprü üzerindeki demir halkalara takılı bir çok asma kilit göreceksiniz. Burası aşkı tadan her çiftin sevgilerini mühürlemek için asma kilitleri takarak, bu olayı gelenekselleştirdikleri yer. Bizim ülkemizdeki bazı ufak köprülerde de bu olay denendi fakat belediyenin işçilere demir makasıyla söktürmesi ile sonuçlandı. Sizde sevginizi simgelemesi için asma kilidi Ponte Vecchio da asabilir ve anahtarını da Arno nehrine atarak, aşkınızı ölümsüzleştirebilirsiniz.Kendinize ve sevdiklerinize hediyelik eşya almanız için bir çok eşyanın bulunduğu yer eskiden domuzlar satıldığı için ismine Domuz Pazarı dedikleri, pazar girişinde bronzdan yapılma bir yaban domuzu heykeli bulunan yerel pazar. Bu yaban domuzuna aynı zamanda dilek domuzu diyorlar ve ağzına bozuk para atılıyor, eğer para hemen alttaki mazgala düşerse dileklerin gerçekleşeceğine inanılıyormuş. Sonuç olarak dilekler gerçekleşir mi bilemem ama belediyenin bu yolla iyi para kazandığı belli.
Mecidileri duymuşsunuzdur, ya da hiç duymamış olanlar için, Mecidi ailesi 16 yüzyıldan başlayarak 300 yıl boyunca Toskana ve Floransa' yı yönetmiş, sanata son derece düşkün bir aileymiş. Şehir bu yüzden tarihinden bu yana sanat öğeleri taşıyor ve çok da güzel. Tabiki bu aile bu şehirde sanat tek taraflı kalmasın diye, dünyanın her köşesinden sanatçıyı ülkeye davet edip, istediğiniz sanatı burada gerçekleştirin ve eserlerinize hayat verin demişler. Bu şehri böyle güzel yapan ünlü sanatçılar arasında; Botticelli, Leonarda Da Vinci, Donatello ve daha bir çok ünlü sanatçı yer alıyor.
Kesinlikle gezmeniz gereken bir sanat müzesi; Uffizi Müzesi. Burada 4000 adetin üzerinde tablo mevcut, kendinizi bir anda bu kadar tablonun arasında bulunca hangisini inceleyeceğinizi şaşırıyorsunuz. Ünlü ressamların eserleri bu tablolar arasında bazı Osmanlı Padişahları nın da resimleri bulunuyor. Dışı kadar iç mimarisi ile de göz kamaştırıyor müze binası. Louvre Müzesi kadar ihtişamlı ve en az onun kadar özellikle de yaz aylarında kuyruklar oluşuyor.
Piazza Del Signoria Meydanı en ünlü ve ihtişamlı meydanı. Burada kesinlikle başınız dönecek, bir köşede ünlü heykeltraşların eserleri sergilenirken, diğer yanda Mecidi Ailesinin kale benzeri sarayı hepsi muazzam şekilde görünüyor. Michelangello' nun ünlü Davut heykelini de burada görebilme şansınız oluyor. Michelangello nun diğer orjinal heykellerini görmek isterseniz, Accademia Müzesini ziyaret edebilirsiniz.
Alış veriş konusunda bütçenize uygun şeyler satın almayı düşünürseniz, Cascine Pazarını ziyaret edebilirsiniz. Via Tornabuoni Caddesi nde ise antika sever gezginlerin güzel parçalar bulabileceğini söyleyebilirim. Halk genel olarak pek İngilizce bilmiyor ve satın alacağınız ürünlerde pazarlık yapın. Yaz aylarında giderseniz turist yoğunluğundan biraz bunalabilirsiniz ama her halükarda gittiğinize değecektir... Ayrıca ünlü İtalyan Espressosu içip, Tramisu yemeyi de unutmayın.
İtalya Vizesi Başvuru Şartları için BURAYA TIKLAYINIZ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




