29 Eylül 2014 Pazartesi

Pizza Emirgan

 
    Genelde konusu Amerika' da geçen, kaçmalı kovalamacalı aksiyon filmlerini izlerken, kaçan kişi hani bir restorana ya da fast foodçuya dalar sonra dolap gibi görünen kapıyı açar aşağıda bambaşka bir dünya tamamen alakasız bir bar ortamı çıkar ya işte İstanbul' a da bir benzeri açıldı.
   Tabi genelde Amerika' da olan bu tarz mekanlar yasa dışı olur, bizimkisi yasal fakat dışarıya kapalı.
    Emirgandaki son zamanların en popüler mekanlarından biri olan La Boom' a rakip olarak gelen Pizza Emirgan çok farklı, çok değişik konseptli bir mekan. Çok lezzetli pizzaları olan, Pizza Emirgan dışarıdan bakıldığında tabelası olmayan kırmızı boyalı 3-4 masalı bir pizzacı görünümünde.
    Menüsünde odun ateşinde pişen 25 lezzetli pizza seçeneği bulunuyor.
   Mekan son derece işinde uzman ve farklı lezzetleri, sade ama sıcak ambiyansıyla, gayet hoş bir yer. Fiyatlar tabii biraz normalin üzerinde. 30 TL ile 50TL arasında pizza fiyatları bulunmakta etli house salatası var bu da 28 TL gibi bir fiyatta sunuluyor.
    Pizza Emirganın diğer ilginç özelliği ise içecek dolabının arkasından girilen bir barı olması. Mekan sahibi eşi dostu ve tanıdıkları ile eğlenebilsin diye arka tarafa bar yapıp, dükkandan geçiş sağlamış. Malesef burası dışarıya kapalı. Kendilerine özel şirin bir bar yapmışlar arada şarkı söylemek için ünlü isimlerde geliyormuş.
    İsterseniz tatlı olarak da 14 TL ye  nutellalı pizza ve 15 TL ye kare bir dilim tramisu yiyebilirsiniz.







26 Eylül 2014 Cuma

Şili ' nin Çok Şirin Bir Liman Kasabası: Valparaiso


    Bu sevimli kasaba başkent Santiago' ya 120 km uzaklıkta. Başkentten yola çıkıp kasabaya doğru giderken  yol, dünyaca ünlü Şili şaraplarının üretildiği Casablanca vadisinden geçmekte. Burada isterseniz giderken ya da dönerken uğrayıp bu ünlü şaraplardan tadın ve satın alın.
    Yolculukta bağları ve doğayı seyrederken 1,5 saat içinde Valparaiso' ya varacaksınız. Güney Pasifik' in 1800 lerdeki en büyük limanı bu kasabada bulunmakta ve kasaba ise, yamaçlar üzerine kurulmuş bambaşka bir yapıda. Kendinizi evinizde gibi hissedeceğiniz bu şirin kasaba, Unesco Dünya Mirası listesinde bulunmakta.
    Che Guevera' nın sevdiği şairlerden biri olan ünlü Pablo Neruda' nın evi, La Sebastiana' yı ziyaret edin. Şehir yukarı doğru kurulduğu için 4 güzel asansör sizi manzaraya çıkartmak için eşlik edecek.  Şehrin en renkli bölgelerinden biri olan Bella Vista' ya çıkmak için asansör Espiritu Santo' yu kullanmanız gerekiyor. Lizbon' da da benzerleri olan bu asansörler, yamaçlara çıkmak için çok kullanışlı ve ayrıca ucuz ulaşım araçlardan biri. Vista Bella rengarenk evleri grafitili, dar, dolambaçlı sokaklarıyla size görsel şölen sunmaya hazır.
    2010' daki 8,8 lik yaklaşık 3 dakika süren depremle sarsılan şehir, ardından tsunami felaketine maruz kaldığı için yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti. Deprem kuşağında bulunan Şili için bu son depremde olmayacak gibi duruyor, ama umarız ki uzun zamanlar boyunca bir daha böyle bir şey yaşanmaz.
    Valparaiso' ya karadan 10 dakikalık uzaklıkta Vina Del Mar bulunuyor. 1906' da 8,2 lik bir depremle Valparaiso yerle bir olunca, zengin kesim buraya yerleşmiş. Şık saray benzeri, Fransız tarzı bahçeli evler buranın mimari yapısını oluşturuyor. Muhteşem plajları ve bağları olan Vina Del Mar kelime olarak "deniz kıyısındaki üzüm bağları" anlamına geliyor. Masmavi bir okyanusun taçlandırdığı upuzun kumsal, turistler ve sörfçülerle muazzam bir yer burası. Şili' nin lezzetli kokteyli; Pisco Sour' u mutlaka deneyin. Bella Vista sokaklarını haritadan bularak değil, kendiniz keşfederek gezin. Deniz ürünü seviyorsanız leziz ve uygun fiyata bulmanız mümkün.
    Vina Del Mara' nın güzel kumsalında yürüyüş yapın, okyanusta yüzün, güneşlenin; sonra okyanus kıyısında kumsalda oturun ve gün batarken Pablo Neruda' nın " yavaş yavaş ölürler seyahat etmeyenler/ yavaş yavaş ölürler okumayanlar, müzik dinlemeyenler... " dizeleriyle başlayan şiirini okuyun...
 

Uzak Şehirler _1. Bölüm_


    Günlerden sonra ilk kez hiç gitmediğim bir şehri özlüyorum. Gecelerimin ne denli çılgın olduğunu ve insanların ne denli yabancılaştığını umursamadan...
    Gözümü her yumduğumda martıların seslerini duyuyorum, denizin çok yakında olduğunu hayal ederek.
Birini sevmeye her başlayışımda, belki de seni hatırlıyorum ya da yüreğime haksızlık yapıp yalan söylemiş gibi hissediyorum. Yalnızlığın kadim dostluğunun acı vermediği zamanları özlüyorum, her nefes alışımda. Sessiz çığlıklarla isyan ediyorum dünyaya ve hayata. Sonra hiçbirşey olmamış gibi yaşamaya çalışıyorum, kalabalıklara karışıyorum. Ne acı...
    İsteklerimi her düşündüğümde ne kadar boş ve değersiz şeyler olduklarını fark ediyorum. Hiç gitmediğim o şehirdeki, bir ihtimalle beni düşünmeyen o insanı düşünerek.
Dolunayın olduğu geceler özgürlüğe bir adım daha yaklaştığımı duyumsamak sevindiriyor beni. Ama bu şehir hep zincirlerimi anımsatıyor bana. Sokaklar kale surları misali, geçit vermiyor adeta. Ve sadece susuyorum, göz yaşlarımı yüreğimin çok derinlerine akıtarak.
    Kalbimin derinliklerinde oluşan o kutsal havzaya daima yenilerini ekliyorum. Yenilgiyi küçümseyerek ve son bir gayretle güçlü görünmeye çalışarak. Yorgunluktan yaşayasım gelmesede bazen anımsadığım o anıları düşünerek, bir köşesinden hayata tutunuyorum.
    Çok uzaklara gitmek isteyişimin nacize sözleri bunlar. Bunlar, hayallerin inşaasını sağlayan temelin parçaları. Her yeni günle, herkesin hikayesi baştan yazılır. Ve her biten gün, aslında biraz pişmanlıktır, yarım kalan her şey için...
    Hiç yaşayamacağım şeyleri özlüyorum daha önce yaşamışçasına. Ve isyan edemesemde yaşadıklarım çok yavan kalıyor bazen. İlk kez hiç gitmediğim bir şehri özlüyorum...



25 Eylül 2014 Perşembe

Avusturya' daki Yeşil Göle Buyrun...

 
    Tragoess gölü Avusturya' nın yeşil gölü. Yaz aylarında, yeşil gölün sularına dalarak kendinizi su altı parkında gezinirken bulabilirsiniz. Burası çok ilginç bir şekilde kışın park olarak kullanılıyor. İnsanlar yürüyüş yapıyor, banklarda oturuyor, köprülerden geçiyor. Çünkü; bu göl karlarla kaplı Hochschwab dağlarının eteklerinde bulunuyor.
    Kışın kuru olan alan, bahar yaklaştıkça eriyen karların aşağı havzaya akması sonucu, su seviyesinin yükselmesiyle göle dönüşüyor. Kışın su seviyesi 1- 2  metre civarında iken yazın 10 metreleri buluyor. Ve dünyanın her yerinden bu zümrüt yeşili gölü görmek isteyen dalgıçları ziyaret için kendine çekiyor. Sular Temmuz ayı sonunda çekilene kadar gelip, bu nadir doğa olayına tanıklık edebilirsiniz.
   Kendinizi suyun altında bu parkta gezinirken hayal edin. Suyun dinginliği, sessizliği eşliğinde suyun altındaki çimenler, banklar, ağaçlar ne kadar mükemmel görünüyor.

Canlı Görmek isteyenler için bu da videosu...

24 Eylül 2014 Çarşamba

Gerçek Özgürlük...

 

    Kaç kayboluş geçer esaret dolu bir bedenden. Bir ruh tarifi mümkünsüz kaç acıya ev sahipliği yapabilir ki? Güneşi teninde hissedememek ve artık loş sokaklara gölgenin düşememesi gibi zor kayboluşlar bahşeder esaret... Oysa denizin kokusunu ruhunda hissedebilmek ve tüm yalnız şehirleri belki de ruhunla görmen gerek.
    Sokaklar aynı, üzerinde eskimiş, paslanmış anıların asılı kaldığı sokaklar. Yaşanmışlıkların üzerine, sigara dumanı gibi sinmiş kasabalar hala aynı. Değişen bir tek üzerindeki ölümlü bedenler... Ve belkide esarete yenik düşmüş ruhlar...
    Bunalımlarını derin mezarlara gömsen, üzerlerinde ateş kırmızısı zambaklar yetişse; toprağın altındaki bedeni unutturabilir mi? Ya çektiği acıları ya mecbur kaldığı esareti?
    Herkesin içinde anlık özlemler, anlık isyanlar var zaman zaman neye karşı olduğunu bile bilmediği. Kabusların çıkarsız duygularına tutunmak istediğinde, insanların içlerindeki uzaklık gözlerini kamaştırıyor. İçlerindeki ufuk çizgisinin, yüreklerini yakan bir kızıllığı ve gecikmiş umutları var.
   Hayatı en çok esaret altındakiler sorgular. En güzel günlerin anıları, onların mahkum zihinlerindedir. En güzel şiirleri onlar yazar ve yaptıkları resimler gördüklerinin çok ötesindedir. Onların esareti somut parmaklıklar ardındadır sadece, çünkü ruhları, hiçkimsenin olamayacağı kadar özgürdür. Kabullenmişliğin mağrur yollarında son enerjileriyle umutlanmayı görev bilmişlerdir kendilerine. Onların gidilecek nice istasyonları, yetişmesi gereken uçakları yok. Belki sadece küçük bir bahçeleri ve küflü bankları var. Özgür insanların yüreklerindeki uçurumlara karşın, onların umut etmeyi bırakmadığı sıcacık yürekleri var. İşte budur gerçek özgürlük...

Gizli Cennet Akyaka...




    İngiliz Times gazetesinin Türkiye' nin gizli cennetleri arasında gösterdiği, Akyaka' yı biraz tanıyalım istedim. Fotoğraflarına bakınca bile içimiz gidiyor muhteşem bir yer. Hem kafa dinlemelik, hem yüzmelik doğa ile dost bir yer burası.
    Akyaka, Muğla ilimizin güzide ilçelerinden biri. Kendine özgü Muğla-Ula evlerinin bir yansıması olarak oluşturulmuş, harika mimarideki villa tipi evlere sahip. Yıl boyu turist ziyareti olan bu yerde dostuk, misafirperverlik eşliğinde organik gıdalarla doğal bir tatil geçirebilmeniz mümkün. Konaklama da hiç sıkıntınız olmasın; otellerden, pansiyonlara ve apartlara geniş bir yelpazede 53 adet kadar konaklama yeri sunuyor belde size. Buranın en güzel yanı dinlenmenin yanında, çok çeşitli sportif aktiviteleri yapabilecek olmanız.
    Otantik yapıdaki Azmak Nehri kenarı; balık restoranları, yürüyüş parkurları, orman piknik alanları, deniz sporlar, treking alanları, tarihi ziyaret yerleri, kuş gözlem evi, Gökova körfezi turları, Sedir Adası, Kleopatra plajı sizilere son derece naturel bir tatil sunacak orası kesin.
    Akyaka koyu motorlu su sporlarına kapalı olduğu için de Mayıs ile Kasım ayları arasında, her seviyeden sörfçülerin uğrak yerlerinden biri haline gelmiş. Sörfe yeni başlayacaklar için koyun kapalı kısmı da son derece güvenli. Bu 3 km' lik sığ ve kum sahilde 6 ay boyunca batıdan sahile esen rüzgar eşliğinde, uçurtma sörfü yapabilme olanağınızda var. Akyaka bu konuda dünya standartlarında koşullar sunmakta; Kitesurf okulu bu sporu öğrenmek isteyenlere tüm imkanları sunuyor.
    Bisiklet ile de gezebileceğiniz Gökova' nın köylerinden, yokuşsuz rahat bir parkur ile Sakar' ın zirvesinden, Gökova' nın tukuaz sularına doğru mükemmel manzara eşliğinde iniş gerçekleştirebilirsiniz. Bu spora gönül verenler için; Bodrum -Datça- Akyaka üçgeninde haftalık turlarda düzenlenmekte.
  Kaya tırmanışı için, Çınar plajının üst tarafında yer alan kayalıklar 7 rotasıyla yeni başlayanlar ve kendini geliştirip harika bir manzara eşliğinde tırmanmanın keyfine varmak isteyenler için çok uygun. Malzemeler ise Gökova Rüzgar tarafından karşılanmakta.
    Burada yapabileceğiniz sporlar, geziler saymakla bitmiyor. Bunlar dışında, yamaç paraşütü ile adrenalinizi tetikleyip, rafting ile de perçinleyebilirsiniz. Yelken okulunda eğitim alıp günübirlik turlara katılabilir, Forest Parkta binicilik yapabilirsiniz. Toparlar kanyonun da 6 kmlik parkurunda kanyon geçişinde yüzmek, yürümek, şelalerden atlayıp, iple iniş yapmakta cabası
     Ben bu kadar etkinliğe gelemem diyorsanız, Sedir Adası' ndaki Kleopatra plajınının muhteşem kumunda güneşlenip denizinde serinleyebilirsiniz...

 

23 Eylül 2014 Salı

Aşkın, Tarihin ve Galibiyetlerin Kenti: Çanakkale

 

    Aşk karmaşası büyük bir labirent ve sanki ulusal bir sorundur. Yıllardır çözülememiş ismine ruhun psikolojik hastalanması, aklın mantığa değil duygulara göre hareket etmesi v.s. şeyler denilmişdir. Günümüzde hala çözülememiştir aşkın gizemi. Hala insanları fikir ayrılıklarına götürür, iyi midir? kötü müdür? diye.
    Aşk ulusal bir sorundur çünkü yıllardır devletleri, uygarlıkları bile birbirine düşürmüş sırf bunun için savaşlar başlamıştır. Sonuncunda hiçkimsenin mutlu olmadığı yıkımlar, ölümler, kaybedişler hep sadece iki insanın birbirine duyduğu o yoğun duygular yüzünden olmuştur.
    Bunun en güzel örneklerinden biri Truvalı Helen hikayesidir kuşkusuz. Kızcağızın belki suçu yok fakat, sırf aşkı yüzünden uygarlığın ayağına kadar büyük ordular getirmiş, savaş başlatmış. Fakat belki tarihte Helen ve Paris' in aşkı olmasaydı; günümüzde tarihi ikon haline gelen Truva atı olmayacak ve Çanakkale' nin bu yöndeki turistik yapısı çok farklı bir durumda olacaktı.
    Hemen konuyu Çanakkale' ye bağlayıp biraz hakkında yazmak istiyorum. Çanakkale' yi anlatabileceğim çok süslü kelimelerim var fakat bence, inadına sadelikle anlatılmalı bu şehir. Çünkü her yanından bir düzen ve sadeliğe olan uyumla, aşırı gösterişten ölesiye kaçınan bir yer sanki. Düzenli, temiz, ve nüfusun kalabalık olmayışının verdiği o ferahlık belkide bunları hissettiren. Çanakkale göç almayı sevmeyen, yerli halkıyla bu ideallerini çok güzel koruyabilen bir yer konumunda. Ve bunun ne kadar önemli olduğunu, şehri gezdiğinizde anlıyorsunuz. Sanki herkeste birbirini tanıyormuş gibi bir ahbaplık duygusu var. Güler yüzlü, sıcak kanlı halkı, sizde tekrar gelirim izlenimi uyandırıyor.
   Şüphesiz ki Çanakkale' ye gidiyorsan gezilecek tarihi mekanlar önemli bir yer kaplıyor. Öncelikle Truva Filminde söz konusu olan Truva Atı hala sergilenmekte fakat bir yandan da  gün be gün çürümekte, bakalım daha ne kadar dayanabilecek. Truva antik kentinin girişinde de bir at figürü bulunmakta. Bildiğiniz gibi 10 yıl süren Truva savaşında zeki Odyseus surları aşıp, şehrin içine gizlice sızmak için bu atı yaptırıyor. Truva antik kentine, Çanakkale' ye 30 dakika yolculukla ulaşmanız mümkün. Bir çok seyahat acentesi buranın ören yeri olmadığını belirtip, özel uzmanlar eşliğinde geziler, turlar düzenliyorlar. İsterseniz tek başınıza da gezebilirsiniz tabiki. Çanakkale' ye 90 km uzaklıktaki ismine Behramkale' de denilen Assos kentine uğramadan da gitmeyin derim zira burası, Aristo' nun ilk felsefe okulunu kurduğu yer olarak biliniyor. Kaldı ki; eski antrepolardan restore edilerek butik haline getirilmiş ve balık lokantaları ile çevrelenmiş Assos' ta, bir kaç gece konaklamalısınız.
   Diğer bir gezmeniz gereken tarihi bölge ise tabiki, Gelibolu yarımadası. I. Dünya Savaşı' nda hayatını kaybeden 500.000 askerimizin anısına bu ada, günümüzde milli park haline getirilmiştir. Ayrıca park etrafında arabayla dolaşacak olursanız da; bozulmamış kıyı ormanları, yeşil tepeler, altın renkli kumsalların ve masmavi denizin huzur verici atmosferin cesurca savaşarak şehir düşmüş olan şehitlerimize mükemmel bir dinlengah sağladığına tanık olacaksınız. Tarih ve doğa meraklıları iyi gezmeler...